![]() |
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() Değişiklik Paketi ile ülkemizdeki dezavantajlı kesimlere ne tür avantajlar sağlanmaktadır? ![]() ![]() Anayasa’da devletimizin özellikleri sayılırken “Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk Devletidir” denilmektedir. Cumhuriyetimizin olmazsa olmazlarından biri olan “sosyal devlet” olma özelliğinin gereği olarak, toplumumuzdaki dezavantajlı ve özel olarak desteklenip korunması gereken bazı kesimlerle ilgili özel tedbirlerin alınması gerektiği ortadadır. Bu değişiklikle kadınlar, çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malûl ve gaziler için alınacak ilave tedbirler, yapılacak iyileştirmeler ve onların durumlarını düzeltmeye yönelik pozitif ayrımcılık içeren uygulamalar Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacaktır. Hassas, kırılgan ve toplumumuzun çoğunluğunu oluşturan dezavantajlı insanlara verilecek ilave desteklerle ancak onları bu toplumda eşit ve onurlu bir şekilde hayatını sürdüren bireyler haline getirebiliriz. Bu değişiklikler bu anlayışın anayasal alt yapısını oluşturmaktadır. Bu düzenleme, tarafı olduğumuz tüm uluslararası anlaşmaların gereği olduğu gibi, aynı zamanda insani ve vicdani bir yükümlülüktür. ![]() Değişiklik paketinin 4. maddesi ile ayrıca çocuklarla ilgili evrensel hukuk normlarına paralel iyileştirmeler yapılmakta; çocukların her türlü istismar ve şiddete karşı korunmasını devlete önemli bir sorumluluk olarak yüklemektedir. Bu madde değiştirilirken;
![]() ![]() Değişiklik Paketindeki “kişisel verilerin korunmasının” günlük hayatta nasıl bir faydası olacak, bu koruma hangi mahsurları giderecek? ![]() ![]() Bilindiği gibi, bilgi çağında tüm bilgilerin elektronik ortamda tutulması sonucu, kişisel bilgilerin istismar edilmesi veya istenmeyen bir biçimde elde edilmesi yahut kullanılması çok kolay hale gelmiştir. Bireylerin adı, yaşı, adresi, medeni durumu, telefon numarası, pasaport numarası, özgeçmiş bilgileri, resimleri, sesi, parmak izi gibi bilgiler kişisel bilgilerdir. Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, vergi ve kamu düzeninin birçok alanında da kişisel bilgiler elektronik ortamda saklanmaktadır. Mevcut Anayasa’da kişisel bilgilerin korunmasını güvence altına alan doğrudan bir hüküm ne yazık ki yoktur. Özel hayata, aile hayatına, konuta ve haberleşmeye saygı hakkını düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi, kişisel bilgilerin korunmasını garanti altına alır. Bu düzenleme yapılırken, söz konusu sözleşmenin 8. maddesine uygunluk göz önünde bulundurulmuştur. Bu düzenleme ve buna uygun olarak çıkarılacak kanunlarla vatandaşlar şu avantajları elde edeceklerdir:
![]() Bu düzenleme yapılırken, 1981 tarihli OECD Ülkeleri Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireyin Korunması Sözleşmesi, AB Ortaklık Katılım Belgesi, 23. ve 24. fasılları da göz önünde bulundurulmuştur. ![]() ![]() Yurtdışına çıkış yasağıyla ilgili yapılan düzenlemenin amacı nedir? ![]() ![]() Anayasa’nın mevcut 23. maddesine göre vatandaşın yurtdışına çıkma hürriyeti, vatandaşlık ödevi ya da ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlandırılabilmektedir. Mevcut düzenlemede, örneğin bir iş adamının cüz’i miktarda bir vergi borcunun olması durumunda, idari bir kararla yurt dışına çıkmasına yasak getirilebilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 27/05/2006 tarihli Riener Kararı ile vergi borcundan dolayı yurt dışına çıkışın yasaklanmasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı bulmuştur Yıllardan beri vatandaşlarımızın ve STK’ların talebi bu durumun düzeltilmesi yönündedir. Yeni düzenleme ile seyahat özgürlüğünün kapsamı genişletiliyor. Yurt dışına çıkış hakkı, ceza kovuşturması veya soruşturmasına muhatap olan kişilerle ilgili olarak ve ancak hakim kararı ile sınırlandırılabilecektir. ![]() ![]() Anayasa değişiklik paketi ile getirilen Ombudsmanlık Kurumu nedir? Vatandaşın günlük hayatına ne tür kolaylıklar getirecektir? ![]() ![]() Değişiklikle, idarenin her türlü iş ve işlevinden dolayı haksızlığa uğrayan veya uygunsuz bir muamele ile karşılaşan vatandaşların şikâyetlerini iletecekleri bir denetim mekanizması kurulmaktadır. Batı ülkelerinde Ombudsmanlık denen bu Kurum, bir Kamu Denetçiliği kurumudur. Vatandaşlar, mahkemeye müracaat etmeden, karşılaştıkları sıkıntıları Kamu Denetçiliği Kurumu aracılığı ile ilk elden çözüme kavuşturulabilecek ve hakkın çok daha seri olarak tecelli etmesini sağlayabileceklerdir. Daha önce aynı konu ile ilgili olarak çıkarılan Kanun, anayasal bir dayanağı olmadığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. AB Katılım Ortaklık Belgesi ve Ulusal Programı uyarınca kurulması gereken ve Avrupa Komisyonu’nun tüm ilerleme raporlarında eksikliği vurgulanan Kamu Denetçiliği’nin kurulması, mevcut Anayasamızın 74. maddesi değiştirilerek mümkün hale getirilmiş olacaktır. Kamu Denetçiliği Kurumu’nun başına getirilecek Kamu Baş Denetçisi TBMM tarafından seçilecek, bu kurumun işleyişi ve yaptırım gücü ile ilgili detaylar kanunla düzenlenecektir. ![]() Bu kurumla birlikte, artık vatandaşlarımızın idarenin iş ve işlemleri ile ilgili olarak “Yok mu buna müdahale edecek birileri?”, “Devlet nerede?”, “Bu da olmaz”, “Bu kadarına da pes!”, “Hak, hukuk yok mu?” gibi itiraz, sızlanma ve yakınmalarına cevap verecek ve mahkemelerin görev alanı dışındaki konularla ilgili bir muhatap bulunacaktır. ![]() Demokratik yönetimlerde bireysel haklar ve bireyin idare karşısında güçlü hale getirilmesi esastır. Totaliter yapılarda millet, devlet için var kabul edilir; hâlbuki demokratik hukuk devletlerinde devlet, millet için vardır. Demokratik hukuk devletlerinde devletin varlık sebebi, vatandaşların güvenliğini, akıl, ruh ve beden sağlığını ve haksızlıklar karşısında haklarını korumak, başta eğitim olmak üzere kamunun tüm imkânlarından yararlanmasını sağlamaktır. Tüm bunlar yapılırken adalet duygusunun zedelenmemesini sağlamak da devletin görevidir. Bilgi edinilmesi, kamu yönetiminde şeffaflığın sağlanması ve vatandaşın idare karşısında elinin güçlenmesi ve kişi haklarının garanti altına alınması, demokratikleşmenin olmazsa olmazıdır. Bu bağlamda, Kamu Denetçiliği Kurumu’nun, önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz. ![]() ![]() Anayasa değişikliği ile 12 Eylül 1980 Darbesi’nin failleri ve yardımcıları yargılanabilecek mi? ![]()
![]() Anayasa’nın geçici 15. maddesi 12 Eylül Darbecileri’ni, onların tercihi ile oluşan Danışma Meclisi üyelerini ve Milli Güvenlik Konseyi’nin işbaşına getirdiği hükümetleri yargılanamaz ve hesap sorulamaz hale getirmiştir. Darbelerin tipik bir geri kalmışlık göstergesi olduğu, medeni ve kalkınmış ülkelerde darbenin adının bile itici olduğu bilinmektedir. Hukukun üstünlüğüne dayalı devletlerde “yapanın yanına kâr kalması” sözkonusu değildir. Amaç geçmişin acılarını deşmek ve bugüne taşımak değil, dünden ders çıkararak, günümüzde ve yarınlarda yeni yanlışlıkların yapılmasına ve acıların çekilmesine mani olmaktır. ![]() |
![]() |
![]() |
|
|