
1- Chp'nin
Talebi
Anayasa değişikliği
teklif değil Başbakanın
başkanlığında hazırlanmış bir
tasarıdır. Bunun da Anayasanın
175 inci maddesinin birinci fıkrasına
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
İçtüzüğün 74. maddesine göre
milletvekillerince verilen kanun
tekliflerinde bir veya daha çok imza
bulunabilir.
Başbakan’ın ve milletvekili oldukları
sürece bakanların tekliflere imza
atması mümkündür. Başbakan ve bakanların
milletvekili sıfatıyla herhangi bir
kanun teklifine imza atmaları o teklifi
tasarı haline getirmez.
|

|
2- Chp'nin
Talebi
Teklifteki milletvekili imzalarının
“stok imza” olarak adlandırılan,
milletvekillerinden hangi konuda
kullanılacağı belirtilmeden önceden
alınan imzalar olduğu, TBMM Başkanı
Mehmet Ali Şahin’in de imzasının
bulunduğu, sonra bu teklifteki kimi
imzalar geri çekilerek ikinci stok imza
teklif metnine eklenerek Anayasa
Komisyonuna sunulduğu, bunun
şekil açısından aykırılık
taşıdığı ileri sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Komisyon
aşamalarındaki işlemler,
Anayasa’nın 148. maddesinde öngörülen
denetlenebilir hususlardan olmadığı gibi,
dava konusu Anayasa değişikliği Yasası
ile ilgisi olmayan, başka bir teklife
ilişkin Anayasa’ya aykırılık savlarının
incelenmesi de Anayasa Mahkemesi’nin
yetkisi içinde değildir.
|

|
3- Chp'nin
Talebi
TBMM’deki görüşmelerinde 1 ve 2 nci tur
oylamalarında oy gizliliğine uyulmamış
olmasının
şekil açısından aykırılık
taşıdığı ileri sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Anayasa Mahkemesinin oylamanın
geçersizliğine karar verebilmesi için
oylama sonucunu etkileyen
açık bir Anayasa’ya aykırılığın
gerçekleşmiş olması gerekir.
Dava dilekçesinde ileri sürülen
hususların oylamanın sonucunu
etkileyecek nitelikte olduğunu
ispatlayacak açık ve yeterli delil
bulunmadığından oylamanın Anayasa’ya
aykırı bir şekilde yapıldığı söylenemez.
Bu nedenle iptal isteminin reddi
gerekir.
|

|
4- Chp'nin
Talebi
TBMM Genel Kurulunda teklifin iki defa
görüşülmediği, ikinci görüşmede,
İçtüzüğün 81 inci maddesinde kanunlar
için öngördüğü usulün dışına çıkılmış ve
sadece maddeler üzerinde verilmiş
değişiklik önergeleri görüşülmüş; siyasi
parti gruplarına, maddeler üzerinde söz
verilmemiş olmasının
şekil açısından aykırılık
taşıdığı ileri sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Yasama
belgelerinin incelenmesinden 5982
sayılı Kanun’un ikinci görüşmelerinin
İçtüzüğün 93. maddesine
uygun olarak gerçekleştiği
anlaşıldığından ivedilikle görüşmeme
yükümlülüğüne aykırılık görülmemiştir.
|

|
5- Chp'nin
Talebi
Kamu
Denetçiliği Kurumu’nun TBMM
Başkanlığına bağlanması, yasamanın
yürütme üzerinde üstünlük kazanması
anlamına gelmektedir. Bu durumun ise
Anayasanın 2 nci maddesinde Cumhuriyetin
nitelikleri arasında sıralanan Başlangıç
ilkelerinden kuvvetler ayrılığı ilkesine
aykırılık taşıdığı ileri sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Demokratik sistemi ortadan kaldıran ve
bütün yetkileri tek elde toplayan
veya diğer organları bir organın
kontrolü altına alan bir sistem
öngörülmedikçe
kuvvetler ayrılığı ilkesinin
anlamsız hale getirildiği ya da ortadan
kaldırıldığı söylenemez. Böyle bir
kurumun oluşturulmasının
hukuk devletini ortadan
kaldırdığı ya da içini boşaltarak
anlamsızlaştırdığı söylenemez.
|

|
6- Chp'nin
Talebi
Kamu
Başdenetçisinin seçiminin Türkiye
Büyük Millet Meclisine verilmiş olması,
yukarıda belirtilen “yasamanın yürütme
üzerinde kuvvetler ayrılığına aykırı
olarak üstünlük kurması” durumunun, daha
da somut bir görünüm kazanmasına neden
olmaktadır.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Kamu Başdenetçisinin seçimine ilişkin
öngörülen usulün tercih edilmesi kurucu
iktidarın takdir yetkisi içinde
olduğundan, bu hükümde somutlaşan
tercihin kuvvetler ayrılığı ilkesini
ileri sürülmüşse de,
farklı seçim usullerinden herhangi
birisinin ortadan kaldırdığı söylenemez.
|

|
7- Chp'nin
Talebi
Kamu
Denetçiliği Kurumunun
görevlerine, yetkilerine, inceleme
sonunda yapacakları işlemlere ilişkin
hiçbir belirleme yapılmamış; bu
hususların kanunla düzenleneceği
belirtilmiştir. Bir başka deyişle işlevi
ve yetkileri belirsiz bir kurum
oluşturulmuştur. Bu durumun Anayasanın 2
nci maddesinde belirtilen “hukuk
devleti” ilkesine aykırılık taşıdığı
ileri sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Kurumun yapısı ve kamu denetçilerinin
seçimi gibi hususların düzenlenmesinin
kanuna bırakılmasında hukuk
devleti ilkesini değiştiren bir yön
bulunmamaktadır.
|

|
8- Chp'nin
Talebi
Kamu
Denetçisi Kurumunun idarenin
işleyişi ile ilgili şikayetleri
inceleyeceği belirtilmiş; ancak, bu
inceleme sonunda yapılacak işlemler
belirtilmemiş;
özerk kurumlar ayrık tutulmadığı
için, onlar da bu denetimin kapsamı
içine girmişlerdir. Aynı durum
yargıya intikal etmiş veya yargı
kararına bağlanmış idari işlemler
için de söz konusudur. Bunlar da ayrık
tutulmadıkları için söz konusu denetimin
kapsamı içinde kalmışlardır. Bu durumun
“hukuk devleti” ve
“kuvvetler ayrılığı” ilkesine
aykırılık taşıdığı ileri sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Kuvvetler ayrılığı ilkesi, Anayasa’nın
başlangıcında belirtildiği gibi, devlet
organları arasında işbölümü ve medeni
bir işbirliği anlamına gelip organların
karşılıklı olarak birbirlerini
dengelemeleri esasına dayanır.
Yürütmenin yasama tarafından
denetlenmesi de bu ilkenin
somutlaştırılması anlamına gelir.
O nedenle kamu denetçiliği kurumunun
kurulması kuvvetler ayrılığı ilkesine
aykırı değildir.
|

|
9- Chp'nin
Talebi
Savcıların, idari görevleri bakımından
yapılacak denetim, araştırma, inceleme
ve soruşturmaların Adalet Bakanlığının
etki ve baskısı altındaki
adalet müfettişleri ile hakim ve
savcılık mesleğinden gelen
iç denetçilere bırakılmış olması
sebebiyle Adalet Bakanının denetim
süreçlerini etkileme olasılığı söz
konusu olabilir. Bu durumun kuvvetler
ayrılığı ve hukuk devleti ilkelerine
aykırılık taşıdığı ileri sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Adalet Bakanlığının yetki alanına giren
ve herhangi bir şekilde
yargısal nitelik taşımayan konulara
ilişkin denetim görevinin adalet
müfettişleri ya da iç denetçiler
tarafından yerine getirilmesinin
kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti
ilkelerini ortadan kaldırdığı ya da
anlamsız hâle getirdiği söylenemez. Bu
nedenle iptal isteminin reddi gerekir.
|

|
10- Chp'nin
Talebi
Anayasa
Mahkemesinin üyelerinin TBMM ve
Cumhurbaşkanı tarafından seçilmesinin,
“denetimsiz bir siyasal güç” yaratacağı
bunun da Anayasanın 2 nci maddesindeki
demokratik hukuk devleti ve kuvvetler
ayrılığı ilkelerini değiştirici
nitelikte olduğu ileri sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Anayasa mahkemesi üyelerinin hangi
organlar tarafından ve hangi esaslara
göre seçileceğinin belirlenmesi önemli
ölçüde ülkenin tarihsel ve siyasal
koşullarına göre kurucu iktidarın
takdirinde olan bir durumdur. Bu
düzenlemede öngörülen Anayasa
Mahkemesinin üye yapısı, üyelerin
geldiği kaynaklar ve üyelerin atanması
usulüne ilişkin düzenlemeler tali kurucu
iktidarın takdir yetkisi içinde
kaldığından ve hukuk devleti ve
kuvvetler ayrılığı ilkelerini
anlamsızlaştıran ya da ortadan kaldıran
değişiklikler olmadığından iptal
isteminin reddi gerekir.
|

|
11- Chp'nin
Talebi
Anayasa
Mahkemesinin Bölümlerin ve Genel
Kurulun kararlarını salt çoğunlukla
alacağı ifade edilirken, burada
toplantıya katılanların salt
çoğunluğunun mu, yoksa
üye tamsayısının salt çoğunluğunun mu
kastedildiği hususuna açıklık
getirilmemiştir. Bu, özellikle
uygulamada vahim sonuçlara yol
açabilecek bir belirsizliktir. Bu
düzenlemenin, “hukuk devleti” ilkesine
aykırılık taşıdığı ileri sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Nitelikli çoğunluk gerektiren kararlarda
bile toplantıya katılanlar dikkate
alınacağına göre, diğer kararlar
bakımından da toplantıya katılanların
salt çoğunluğunun aranması doğal
olduğundan
herhangi bir belirsizlik sözkonusu
değildir.
“Bölümler ve Genel Kurul, kararlarını
salt çoğunlukla alır.” cümlesi hukuk
devleti ilkesini ortadan kaldıran ya da
anlamsızlaştıran bir değişiklik
içermemektedir.
|

|
12- Chp'nin
Talebi
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun
üye sayısı arttırılmış ancak
“hukuk devleti”,
“yargı bağımsızlığı” ve
“kuvvetler ayrılığı” ilkelerine
aykırı bir HSYK yapısı kurulduğu ileri
sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Yeni düzenlemeyle Kurulun üye sayısının
artırıldığı, seçim tabanının
genişletildiği, Kurul üyelerinin büyük
çoğunluğunun yargıçlar tarafından
doğrudan seçilmesinin kabul edildiği,
Kurul’un kendi sekreteryasına
kavuşturulduğu ve Teftiş Kurulunun
Kurul’a bağlandığı böylece
özerk yapısının güçlendirildiği
görülmektedir. Cumhurbaşkanının Kurula
üye atama yetkisinin sınırlandırıldığı,
Adalet Bakanı’nın dairelerin çalışmasına
katılmasının yasaklandığı, Bakan’ın
Teftiş Kurulu üzerindeki mutlak
kontrolünün kaldırıldığı, böylece
yürütmenin Kurul üzerindeki etkisinin
belli ölçüde azaltıldığı
anlaşılmaktadır. Kurul’un kararlarının
kısmen de olsa yargı denetimine
açılmasının hukuk devletinin
güçlendirilmesine yönelik bir adım
olduğu görülmektedir. Bu nedenle, söz
konusu hükümlerin yargı bağımsızlığını
dolayısıyla hukuk devleti ilkesini
ortadan kaldırdığı ya da içini
boşaltarak anlamsız hale getirdiği
söylenemez.
Yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı
ilkeleri ortadan kaldırılmadıkça
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun
yapısı, üye sayısı, üyelerin seçileceği
kaynaklar ve nitelikleri konusunda tali
kurucu iktidar takdir alanına sahiptir
ve bu tercihin yerindeliğinin
denetlenmesi Anayasanın 148. maddesinde
öngörülen denetlenebilir hususlardan
değildir. Hukuk devletini zedeleyen
unsurların iptalinden sonra
Cumhurbaşkanı, bu hükme göre kendisine
tanınan dört üyeyi seçme yetkisini
yüksek öğretim kurumlarının hukuk
dallarında görev yapan öğretim üyeleri
ile avukatlar arasından seçim yapmak
suretiyle kullanabilecektir.
Anayasa’ya aykırı olmayan ve bu haliyle
uygulanmasında herhangi bir sorun
bulunmayan kurala ilişkin iptal
isteminin reddi gerekir.
|

|
13- Chp'nin
Talebi
Cumhurbaşkanına tanınan
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna
üye seçme yetkisi, yargıçlık ve savcılık
mesleğinden gelmeyen
üst kademe yöneticileri ile iktisat ve
siyasal bilimler dallarında görev
yapan öğretim üyelerinin de bu Kurula
üye seçilebilmelerine olanak
hazırlamaktadır.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Anayasa mahkemesi zaten bu ibareyi iptal
etmiştir.
“Anayasa’nın değiştirilen 159.
maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü
tümcesinde yer alan “…iktisat ve siyasal
bilimler …” ve “… üst kademe
yöneticileri …” ibarelerinin iptali
gerekir.”
|

|
14- Chp'nin
Talebi
Hakimler
ve Savcılar Yüksek Kurulunun
üyeliklerine yapılacak seçimlerdeki
seçim yöntemi; Seçmenlerin tercihlerini
kullandıkları oya tam anlamıyla
yansıtamadığı ve seçme imkanlarının
sınırlandırıldığı bir yöntemdir ve bunun
demokratik olduğu kabul edilemez ve bu
yöntem, Anayasanın 2 nci maddesinde
Cumhuriyetin nitelikleri arasında
gösterilen
“demokratiklik” ile
bağdaştırılamaz.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Anayasa mahkemesi zaten bu ibareyi iptal
etmiştir.
“ … ancak bir aday için …” ibaresinin
iptali gerekir.
Belirtilen ibarenin iptali ile
her seçmenin sadece tek adaya oy
vermesini öngören kısıtlama ortadan
kalktığından, bu fıkra hükmüne
göre her üyenin seçilecek üye sayısı
kadar, adaya oy vermesi mümkün hale
gelmiştir.
|

|
15- Chp'nin
Talebi
“Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun
yönetimi ve temsili Kurul Başkanına
aittir.” hükmü yer almaktadır. Bunun ise
Kurulu, özellikle çalışma düzeni
bakımından, yürütmeye bağımlı kılacağı;
yargının bağımsızlığı, olmazsa olmaz
koşulu olan “hukuk devleti”ne ve
kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı
düşeceği ileri sürülmüştür.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Yargı bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı
ilkeleri ortadan kaldırılmadıkça
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun
yapısı, üye sayısı, üyelerin seçileceği
kaynaklar ve nitelikleri konusunda
tali kurucu iktidar takdir alanına
sahiptir ve bu tercihin yerindeliğinin
denetlenmesi Anayasanın 148. maddesinde
öngörülen denetlenebilir hususlardan
değildir. Hukuk devletini
zedeleyen unsurların iptalinden sonra
Cumhurbaşkanı, bu hükme göre kendisine
tanınan dört üyeyi seçme yetkisini
yüksek öğretim kurumlarının hukuk
dallarında görev yapan öğretim üyeleri
ile avukatlar arasından seçim yapmak
suretiyle kullanabilecektir.
Anayasa’ya aykırı olmayan ve bu haliyle
uygulanmasında herhangi bir sorun
bulunmayan kurala ilişkin iptal
isteminin reddi gerekir.
|

|
16- Chp'nin
Talebi
HSYK Genel Sekreteri, Kurulun
göstereceği üç aday arasından olsa bile,
Kurul Başkanı tarafından atanacağının
belirtilmiş olması Anayasaya aykırılık
nedeni oluşturmaktadır. Çünkü Kurulun
Başkanı, Adalet Bakanıdır. Bu durum, söz
konusu Genel Sekreterlik bağlamında
yargı ile yürütme arasında, yürütmenin
yargı üzerinde üstünlük kurmasına ve
yargıyı etkilemesine yönelik bir bağ
kurulmasına yol açmaktadır.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Buna göre
hukuk devleti ve
yargı bağımsızlığı ilkeleri belli
somut bir kurul yapısını
gerektirmemekte, Kurulun yargı
bağımsızlığını ihlal etmediği sürece çok
farklı modellerde tasarlanmasına olanak
tanımaktadır.
Bu farklı modellerden hangisinin
benimseneceği tali kurucu iktidarın
takdir yetkisi içindedir.
Yasama organının tercihinin
yerindeliğinin yargısal denetim konusu
olması mümkün değildir. Hâkimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısıyla
ilgili olarak yapılan yeni düzenlemeyle
Kurulun üye sayısının artırıldığı, seçim
tabanının genişletildiği, Kurul
üyelerinin büyük çoğunluğunun yargıçlar
tarafından doğrudan seçilmesinin kabul
edildiği, Kurul’un kendi sekreteryasına
kavuşturulduğu ve Teftiş Kurulunun
Kurul’a bağlandığı böylece özerk
yapısının güçlendirildiği görülmektedir.
Cumhurbaşkanının Kurula üye atama
yetkisinin sınırlandırıldığı, Adalet
Bakanı’nın dairelerin çalışmasına
katılmasının yasaklandığı, Bakan’ın
Teftiş Kurulu üzerindeki mutlak
kontrolünün kaldırıldığı, böylece
yürütmenin Kurul üzerindeki etkisinin
belli ölçüde azaltıldığı
anlaşılmaktadır. Kurul’un kararlarının
kısmen de olsa yargı denetimine
açılmasının hukuk devletinin
güçlendirilmesine yönelik bir adım
olduğu görülmektedir.
|

|
17- Chp'nin
Talebi
Halkoylamasına sunulan pakette
konu bakımından birbiri ile
ilgisiz pek çok madde yer almaktadır. Bu
birbirleriyle ilgisiz maddelerin tümünün
birlikte oylamaya sunulması,
halkoylamasına katılacak vatandaşların
iradelerini tam anlamıyla oylarına
yansıtmalarını engelleyecek bir
durumdur. Bu da
“demokrasi” kavramına aykırı bir
durumdur.
|
|
|
|
Anayasa
Mahkemesinin Kararı
Anayasanın 175. maddesinde Anayasa
değişikliklerine ilişkin kanunların
kabulü sırasında bu Kanunun
halkoylamasına sunulması halinde,
Anayasanın değiştirilen hükümlerinden
hangilerinin birlikte, hangilerinin ayrı
ayrı oylanacağına
karar verme yetkisi Türkiye Büyük
Millet Meclisine verilmiştir.
Anayasa’nın açıkça parlamentoya verdiği
bir yetkinin somut kullanılış biçiminin
yerinde olup olmadığının denetlenmesi
Anayasa’nın 148. maddesinde Anayasa
Mahkemesine tanınan yetkiler arasında
bulunmamaktadır. Bu nedenle iptal
isteminin
Anayasa Mahkemesi’nin yetkisizliği
nedeniyle reddi gerekir.
|

|


|