![]() |
|
|
![]() ![]() ![]() ![]() Yeni Bir Anayasa’ya veya kısmen de olsa Anayasa’da değişiklik yapmaya ihtiyaç var mıdır? ![]() ![]() Türkiye’nin yeni bir Anayasa’ya, bu mümkün olmazsa bazı temel konularda kısmen de olsa Anayasa’da değişiklik yapmaya her şeyden çok daha fazla ihtiyaç vardır. 1982 Anayasası, 12 Eylül 1980 tarihinde gerçekleştirilen askeri darbeden sonra yapılmış antidemokratik bir anayasadır. Son 28 yılda 16 kez, 85 maddesi ile başlangıç kısmında değişiklik yapılmış olan 82 Anayasası, iç tutarlılığını kaybetmiş, toplumumuzun ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmiştir. ![]() Aslında, Cumhuriyet’in temel niteliklerini ve Devletimizin vazgeçilmezlerini ifade eden birkaç madde dışında, tepeden tırnağa yeni, çağdaş ve sivil bir Anayasa’nın hazırlanması ülkemizin ihtiyacı ve bizim de temel arzumuzdur. Bugüne kadar bu yönde atılan adımların statükocu güçler ve statükocu muhalefet tarafından nasıl engellendiği kamuoyunun malumudur. Halkın katılımı ve demokratik yöntemlerle hazırlanacak ve kabul edilecek bir Anayasa esasen halkımızın da özlemidir. Şu anda gündemde olan 26 maddelik değişiklik, 1982 Anayasası üzerinde şimdiye kadar yapılan en önemli ve köklü değişikliktir. 2011 yazında yapılacak milletvekilliği genel seçimlerinden sonra, halkımızdan Anayasa’nın tümünü değiştirecek yetkiyi almamız halinde, halkımıza, bütünüyle iç tutarlılığı olan, bireyi devlet karşısında daha özgür ve güçlü kılacak yeni bir Anayasa sunmayı hedefliyoruz. Ancak, bugün için adeta zaruri hale gelen bazı temel konularla ilgili bir Anayasa değişikliğini gerçekleştiriyoruz. İlerleyen sayfalarda, bu değişikliklerin neler getirdiği ve hangi faydaları sağlayacağı maddeler halinde sunulacaktır. Birer toplumsal sözleşme olan Anayasalar, geniş halk kitlelerini ve tüm toplumsal kesimleri ilgilendirdiği için aynı oranda geniş bir zemine dayanmak durumundadırlar. Esasen, tüm yurtta, 28 yıldan beri birçok siyasi partinin, sendikanın, odanın, borsanın, meslek örgütünün ve genel olarak Sivil Toplum Örgütleri’nin yaptıkları hazırlıklardan ve ortaya koydukları Anayasa değişikliği taslaklarından da yararlanılarak bir Anayasa değişikliği paketi hazırlanmıştır. Geciken ve geciktikçe de ülkemize pek çok şey kaybettiren Anayasa değişikliğini milli iradenin sahibi olan halkımıza arz ediyoruz. ![]() Bu değişiklikle;
![]() ![]() Anayasa değişiklik teklifi konusunda AK PARTi’nin diğer partilerle uzlaşmadığı, uzlaşmak istemediği iddia edilmektedir. Bu doğru mudur? ![]() ![]() Hayır, doğru değildir. AK PARTi iktidara geldiğinden beri, Anayasa değişikliği ile ilgili olarak 8 paket TBMM’den geçirilmiştir. Yapılan bu kısmi değişikliklerden sonra 22 Temmuz 2007 seçimlerinde halkımızın büyük teveccühü ile tekrar iktidara gelen AK PARTi, Anayasa’nın bir bütün olarak değiştirilmesi için harekete geçmiştir. Bir bilim heyeti tarafından hazırlanan teklif taslağı, kamuoyunda tartışılmaya başlanmış, ancak başta CHP olmak üzere muhalefet partileri sadece tartışmaya zemin olması için hazırlatılan taslağı konuşmaya ve görüşmeye yanaşmamıştır. Daha da ötesi, dönemin ana muhalefet lideri Sayın Deniz Baykal, Meclis’in Anayasa yapamayacağını, bunun için kurucu meclis iradesi olması gerektiğini söylemiştir. ![]() Tartışmalar devam ederken dönemin CHP lideri Sayın Baykal, bu sefer AK PARTi’nin Anayasa’yı değiştiremeyeceğini, buna ehliyetinin olmadığını ifade etmiştir. Sayın Baykal’ın sözleri medya arşivlerinde durduğu gibi, insanımızın hafıza kayıtlarında da mevcuttur. 2008 yılı Eylül ayında dönemin Meclis Başkanı, TBMM’de bulunan tüm siyasi parti gruplarına yazı yazmış ve her grubun vereceği 2 üye ile demokratik ve sivil yeni bir Anayasa hazırlamak amacıyla bir uzlaşma komisyonu kurulacağını ifade etmiştir. Ancak CHP buna da kesinlikle yanaşmamış, partilerin milletvekili sayısına bakılmaksızın eşit oranda katılımı sağlayan bu komisyona da kesinlikle üye vermeyeceğini ve hiçbir şekilde AK PARTi ile birlikte bir Anayasa değişikliği çalışmasında beraber olmayacağını beyan etmiştir. Şu anda halk oylamasına sunulmuş olan Anayasa Değişiklik Teklifi henüz taslakken % 1 ve üzerinde oy alan tüm siyasi partilere sunularak diyalog ve istişare çağrısı yapılmıştır. Tüm bu iyi niyet ve uzlaşma çabalarına, MHP yetkililerinin cevabı “Bizi bu konuda ziyarete gelirlerse, çaylarını içerler, giderler” şeklinde olmuş; öte yandan CHP’li yöneticiler ise kendilerine sunulan dosyanın kapağını bile açmayacaklarını söylemişlerdir. Olumsuz açıklamalara ve diyaloğa yanaşmayan tutumlara rağmen, partiler ziyaret edilerek taslak kendilerine anlatılmıştır. CHP, tamamen karşı duruş sergilerken, MHP ise ancak bir sonraki seçimde oluşacak 24. Dönem Meclisi’nde bu konuların ele alınması gerektiğinde ısrarcı olmuştur. ![]() Sayın Baykal, Anayasa değişiklik teklifinde AK PARTi’nin kararlılığını görünce, bu sefer manevralara başlamış, üç maddenin taslaktan ayrılması teklifinde bulunmuştur. Partilerin kapatılması ile ilgili dava açılması, Anayasa Mahkemesi ile HSYK’nın kuruluş ve işleyişini esas alan üç maddenin müstakil olarak halk oylamasına götürülmesi hususunda dönemin CHP lideri Sayın Baykal, henüz Meclis’te görüşülmemişken, Sayın Cumhurbaşkanı’ndan kendi görüşü istikametinde taahhüt talebinde bulunmuştur. Sayın Başbakan, samimi olunması halinde 3 maddenin ayrılması hususunun Meclis zemininde görüşülebileceğini söylemiş, bu sefer, CHP üç maddeyi, 11 maddeyi içeren 3 konu olarak değiştirmiştir. Başta CHP olmak üzere muhalefet, hiçbir zaman Anayasa Değişiklik teklifinin özü ve içeriği ile ilgili samimi yaklaşımlar sergilememiş; “uzlaşma” diye gündeme getirilen hususlar ise yapılmak istenen değişikliğin savsaklanması, ertelenmesi veya sulandırılması girişimi olarak algılanmıştır. Meclis’teki 4. siyasi parti grubu BDP ise mevcutla yetinmeyen bir görüntü altında, “istemezükçü Cephe”ye katılmıştır. ![]() Milletin vekillerinin bir kısmı ile uzlaşma şansı kalmamışsa, yetkinin esas sahibi olan milletin kendisinin iradesine başvurmak zorunlu hale gelmiş olur. Demokrasilerde önemli bir enstrüman olan halk oylaması bu aşamada inanıyoruz ki, bugüne kadar olduğu gibi, düğüm çözücü olacaktır. ![]() ![]() Bazı partiler ve çevreler seçime 1 yıl gibi bir süre kalmışken Anayasa Değişikliği yapmanın doğru olmadığını iddia etmekte, bu işin seçimden sonraki Meclis’e bırakılmasını istemektedirler. 1 yıl daha beklenemez miydi? ![]() ![]() 1982 Anayasası’nın üzerinden 28 yıl geçti. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi şimdiye kadar bu Anayasa’nın 80’den fazla maddesinde değişiklik yapıldı ama Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere, sivil ve askeri yargı ile ilgili neredeyse hiçbir değişiklik yapılmadı. Hatırlanacağı üzere, 22 Temmuz 2007 seçimlerinden hemen sonra, bir bilim heyetine hazırlatılan Anayasa değişiklik taslağı gündeme getirilince de muhalefet yine kırk dereden su getirerek yapıcı bir tutum takınmadı. Seçimin yakınlığı veya uzaklığı bahane edilerek, bu çok önemli ve hayırlı işin ertelenmesi, ötelenmesi kabul edilemez. TBMM açık olduğu her gün yasama ve denetim görevini yapmakla görevlidir. Nitekim daha 3 Mart 1993’te Dönemin CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’ın imzasıyla TBMM Anayasa Komisyonu’na sunulan Anayasa değişiklik önerisinde, 1982 Anayasası’nın bir bütün olarak değiştirilmesi gerektiği, ancak bu konuda Meclis’te uzlaşma sağlamanın zorluğundan dolayı kısmi iyileştirmelerin yapılabileceği ve bunun kesinlikle geciktirilmemesi gerektiği ifade edilmektedir. ![]() Sözü edilen belgede Sayın Baykal’a ait tespitler aynen şöyledir: “1982 Anayasası’nın sınırlı düzeltme ve iyileştirmelerle demokrasiye ve hukukun temel ilkelerine uygun duruma getirilmesi hemen hemen olanaksızdır. Bu Anayasa, temel anlayışı, yapısı, dili ve yazılışı bakımından tümüyle yeniden elden geçirilmeli ve yazılmalıdır. Parlamentonun bugünkü oluşumu itibariyle bu kapsamda bir değişiklik için uzlaşmaya varmanın güçlükleri olabilir. Bu durum göz önünde bulundurularak ve mevcut koşulların elverdiği ölçüde yapılabilecek bir iyileştirmeye katkıda bulunmak amacıyla bu öneri oluşturulmuştur. Anayasa değişikliğinin savsaklanması, çözüme bağlanmaması, ağırlığı artan ortak sorunlara yol açmaktadır. Giderek bir rejim bunalımına dönüşme tehlikesi göstermektedir. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi önündeki bu soruna el koymalı ve çözüm arayışlarını geciktirmemelidir. Böylece Anayasaların olağanüstü dönemlerde ve ara rejimlerde değiştirilmesi alışkanlığı yerine, demokratik yöntemlerle ve halk iradesine dayanılarak düzenlenmesi yolu açılmalıdır. Bu aynı zamanda halkımızın beklentisidir. Bizim de görevimizdir.” ![]() Sayın Baykal’ın bu sözlerinin üzerinden 17 yıl geçti. 17 yıl önce Darbe Anayasası’nın değiştirilmemesinin giderek bir rejim bunalımına dönüştüğünü, belirterek Anayasaların olağanüstü dönemlerde ve ara rejimlerde değiştirilmesi alışkanlığı yerine demokratik yöntemlerle halk iradesine dayanılarak düzenlenmesini talep eden ana muhalefet eski lideri, şimdi demokratik yöntemlerle ve halk iradesiyle yapılan Anayasa değişikliğine ne yazık ki karşı çıkmaktadır. Aynı Sayın Baykal, 7 Şubat 2008 tarihinde TBMM’de, CHP grubunda basına açık yaptığı konuşmada 15 yıl önce söylediklerini hiçe sayarak ve kenara iterek bir siyasetçinin, herhangi bir TBMM mensubunun ağzından bile çıktığına inanılamayacak şu korkunç sözleri pervasızca söyleyebilmektedir: ![]() “Ya kurtuluş savaşı yaparsın yeni bir devlet kurarsın; ya da ihtilal yaparsın, idamı göze alırsın, o zaman yeni Anayasa yaparsın” Yani CHP’nin eski lideri Sayın Baykal’a göre Anayasa yapmanın iki yolu var: Ya savaş ya da darbe… Sayın Baykal bunları söylerken, başta CHP’nin şimdiki Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere, partisinin kurmay heyetinden en ufak aykırı ses çıkmamıştır. Onlar da Sayın Baykal’la aynı tutumu paylaşmıştır. Böyle düşünen ve bunu çekinmeden Millet Meclisi’nin çatısı altında söyleyebilen bir liderin kendisi ve partisi ile demokratik bir uzlaşma ne kadar mümkündür? Buna halkımız karar verecektir. ![]() ![]() Niçin paket, madde madde halk oylamasına sunulmuyor da, hepsi bir bütün olarak halk oylamasına sunuluyor? ![]() ![]() İddia edildiği gibi Venedik Komisyonu’nun Anayasa oylamalarının mutlaka madde madde yapılması gerektiği ile ilgili bağlayıcı bir kararı yoktur. Venedik Komisyonu’nun, Anayasa değişikliklerinin birbiriyle ilgisi olmayan maddelerinin ayrı ayrı oylamasının daha iyi olacağına dair bir tavsiye kararı vardır. ![]() Anayasa’nın bütününün halk oylamasına sunulması halinde, oylamanın tek bir madde gibi yapılacağı da Venedik Komisyonu’nun kararı gereğidir. Şu andaki Anayasamız geçici maddelerle birlikte 194 maddedir. 194 maddenin tek tek oylanması Türkiye’de değil, dünyanın hiçbir yerinde mümkün değildir. Bu pakette halk oylamasına sunulan 26 maddenin hepsi daha fazla hak ve özgürlük, daha çok demokrasi ve daha oturmuş hukuk devleti anlamına geldiği için hepsi birbiriyle doğrudan veya dolayısıyla ilgilidir ve ilintilidir. ![]() Hal böyle olunca, bu halk oylamasına konu olan paketin bir bütün olarak halkın iradesine sunulmasının uluslararası uygulamalar ve evrensel hukuka aykırı hiçbir tarafı yoktur, olması gereken budur. ![]() ![]() Daha önce Türkiye’de kaç kere halk oylaması yapılmış ve ne tür sonuçlar alınmıştır? ![]() ![]() Bugüne kadar ilki 1961’de, sonuncusu 2007’de olmak üzere ülkemizde 5 kere halk oylaması yapılmıştır. Millet iradesine baskı yapılmadığı zaman, halkımız hür iradesiyle halk oylaması sandığına gittiği zaman her seferinde sağduyusuyla karar vermiş ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” hükmünü icra etmiştir. 1961 ve 1982 Anayasaları’nın halk oylamasına sunulması maalesef silahların gölgesinde yapılmış; hem milletin aydınlatılmasına müsaade edilmediği için, hem de askeri rejimden bir an önce sivil yönetime geçilmesi için halk istemeyerek de olsa darbecilerin hazırlattıkları Anayasalara “evet” demiştir. ![]() Hem 1961’de hem de 1982’de yapılan halk oylamalarında halkı “evet” demeye teşvik etmek ve bunun propagandasını yapmak serbest; ancak “hayır” demek ve “hayır” denmesi için propaganda yapmak yasaktı. ![]() |
![]() |
![]() |
|
|